handmade etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
handmade etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2017 Cumartesi

Bahar

Bahar pencereden selamlıyor. Sabahları camı tık tıklayan kar, yağmur sesleri yerini sıcacık güneşe bırakıyor artık. Saat kaç olursa olsun; uyan kızım diye bağırıyor. Bahar kahvaltısı, bahar yürüyüşü, bahar havası diye başlıyor cümleler. Sonra oturuyorum makinenin başına. Yaz geliyor bir anda ! :))

Mutlu mutlu Cumartesi'ler hepinize :)


Sevgiler,
Gamze


Share:

18 Aralık 2016 Pazar

Yilbasi!

Bitti gitti koca sene. Ne zaman basladi, hangi ara bitti her zaman oldugu gibi yine anlamadim :) Her sene boyle oluyor zaten:) Neyse :)

Yilbasi öncesi mega mega bir sipariş yoğunluğu içindeyim. bebekler, broşlar, bereler. Daha da bişeyler bişeyler. Elimden geldikçe instagram ve facebook'ta paylaşmaya çalışıyorum. Ama hem sipariş yetiştirme telaşı hem ürettiklerimi paylaşma durumu hem kargolama hem şu hem bu.. muhtemelen atlıyorumdur bişeyleri.


Bu sene yilbasi icin ERTESI GUN KARGO lama sansi buldugum bir kac sey de ekledim listeye:

Broş tasarladım mesela bir tane:)





Bereler var bir de. Yılbaşı renklerinde. Minnak broşu da ekledim hepsine:)


Naaptim neettim yine ara ara paylasacagim . Ama şimdi makinenin basina kosuyorum yeniden!

Simdiden MUTLU YILLAR HERKESE:)

Sevgiler,

Share:

5 Ekim 2016 Çarşamba

Gercek Kesit

Source
Selam yabancı, beni hatırladın mı? Uzun zamandır buralarda yoktum. 6 ay önce yeni bir filme başladım. Imzayı atar atmaz Barbados'a gittik. Ne yolculuktu! Gider gitmez güzel bir uyku çekerim diye düşünürken yolculuk uzadı da uzadı, bir ara makinist treni durdurmak zorunda kalınca patladım: Adrian! diye bağırdım asistanıma! Bu lanet tren bizi bir hiçliğe mi götürüyor yoksa ben kendimi penceren atıktan sonra intihar süsü verip yasımı mı tutmak istiyorsunuz? Hangisi? Ah dostlarım, elbette bunları hiçbiri değildi, ama  o an, ayaklarımın altında uzanan masmavi okyanusa karşı martinimi yudumlayamadığımdan olsa gerek (ki şu an durum bu) olaylara farklı bir perspektiften bakıyordum:)

Star olmak kolay değil nane şekerim! Hele benim gibi genç güzel ve yalnız bir kadınsanız etrafınızda her zaman imza istemek için bekleyen hayranlarınız olur. Gittiğiniz heryerde onlarca insan, ellerinde fotoğraflarınızı taşırlar. Ve her yerde ama heryerde yüzünüze doğru patlayan flaşlar vardır. E dedim ya star olmak kolay değil. Topuğunuz mu kırılmış, sivilceniz mi patlamış, çorabınız mı kaçmış, artık acınız neyse içinize gömüp, flaşlara bakar ve var gücünüzle gülümsersiniz,  paparazzilerin insafına bırakırsınız kendinizi. Ertesi gün gazetelerde ...playboyla ilişkisi var! Sinir krizi geçirdi! "Sinemayı bıraktım" dedi yada alkolizmin batağına saplandı! gibi haberler okurum. Ne mi yaparım? Çok gülerim! Üzülmek mi? Asla üzülmem, ah damla sakızlarım, sizi öldürmeyen şey güçlendirir bilmez misiniz? Kahkahalarla gülerim hem de!


Source
Geçtiğimiz hafta yönetmenimle bir partiye gitmek için yola çıktık. gitmeden pudramı tazelemek için bir kitapçının vitrinine kafamı uzattım. O da nesi! İçerde kapağında kocaman bir resmimin olduğu bir kitap var! Resme biraz daha yakından bakınca -geçen sene gişe rekoru kırıp sonraları klasikleşen filmimin- gala gecesine giderken, dostum Victoria tarafından çekilmiş fotoğrafım olduğunu fark ettim. Çok özel bir an değildi kuşkusuz ama haberim olmadan bir kitabın kapağında da görmeyi beklemiyordum doğrusu!


  

Victoria'ya çok kızmıştım! Nasıl benim haberim olmadan fotoğrafımı yayıncılarla paylaşmıştı, sırtımdan para mı kazanmıştı, daha kötüsü yüzüm eskiyecekti! Sinirle içeri girdim,  kitabı elime aldım, ilk sayfayı çevirdim ama o da nesi :kapak görselini hazırlayan kişi Victoria değildi ki! Evet resmi Victoria çekmişti, resmi çekilen de bendim ve herşeyi dün gibi hatırlıyordum ama yayınevi kapak görselinin başka bir kişi tarafından hazırlandığını yazmış, fotoğrafı çekilen kişi hakkında ise 2 kelime dahi bilgi verme gereği duymamıştı. YAYINEVİ SANKİ BÜTÜN KAPAK TASARIMI KENDİ ESERİYMİŞ GİBİ HAREKET ETMİŞTİ. ZAHMET EDİP KAPAK GÖRSELİNİN KİME AİT OLDUĞUNU ARAŞTIRMA GEREĞİ BİLE DUYMAMIŞTI. Ben böyle durumları pek anlamam sevgilim, genelde yardımcılarım koşarlar bunlar için ama bu durum için dünyanın her yerinde tek bir kelime kullanılır ki Hollywood terbiyem gereği şu an söylemeye dilim varmıyor...

LOVE,
AUDREY

Bu Neydi Şimdi? Di mi?




2010 yılından beri bez bebekler yapıyorum. Audrey ilk yaptığım bebeklerdendi. Bir kac sene önce, .... Kitabevi'nde gezerken rafta bir kitap gördüm. Görür görmez de kalakaldım! Kitabın kapağında yaptığım bebeklerden biri vardı. Üstelik de benim çektiğim ve ETSY'e koydugum bir fotoğraf kullanılmıştı. "Vay bee" ydi! Tabii merakla hemen içine baktım ama benden eser yoktu. Adım sanım yada görselin alındığı web sitesi falan ı ıh hiç birşey. Vay arkadaş dedim içimden. Milyon görsellik Google dünyasından beni mi buldun yahu? Bebeklerin telif hakkını kismen almıştım o yüzden o gazla hemen kitabevini aradım, durumu anlattım. Efenim sizi buraya davet edelim, efenim konuşalım efenim diyen telefondaki beyefendinin ricası ile Volkan'la gittik kitabevineeee. Tabii gitmeden önce ben avukatımı da bilgilendirdim, bilgilendirdim bilgilendirmesine de bu patent işlerinin bu kadar sinir bozucu olacağını daha bilmiyorum o büyülü anda. O anda henüz hiieeyytt diye nara atıyorum içimden son gaz!
Neyse.
Cumartesi.
Taksim'de bir yer.
Ben anlattım durumu. Çok üzüldüğümü ve şaşırdığımı söyledim önce , neden benimle bağlantıya geçmediniz dedim? "Efenim de efenim, valla biz de bilmiyorduk efenim," demedi tabii bu beyefendi, bir dakika dedi onun yerine, ben sizi grafiker arkadaşla görüştüreyim. İyi dedim görüştürün, ne görüşeceksem. Telefonda bi ses o kadar masum o kadar iyi niyetli ki... Belli ki o da çok üzgün bu durumdan. " Çok özür dilerim ben bu işten (ne kadar olduğunu yazmayacağım, onun yerine"süper komik" diyeceğim siz anlarsınız) "süper komik" bir para aldım, şu kadarını harcadım ama şu kadarını size verebilirim..." Nasıl bir muhabbet bu diye düşündüm o zaman. Konu saçma bir noktaya doğru gidiyordu. Yok dostum dedim tabii, süper komik paran cebinde kalsın. Benim amacım kimseyi zor duruma düşürmek falan değildi.

Sticker yaptırabilir misiniz, kitapların arasına koyarsınız dedim?
"Yok" dediler, "çok masrafLI olur."
Volkan, "ben grafikerim ben yaparım tasarımını" dedi, "baskı işini de hallederiz" dedi.
"Bunun için kitapları toplatmak lazım, mümkün değil" dediler.

Blablabla
Bişeyler bişeyleyler işte. Aslında bu kadar bile yazmayacaktım özet geçecektim ama uzattım istemeden. Sonuç olarak yayınevi ben bir şey yapamam kardeşim avukatlarımız görüşsün dedi. Ki bu da en mantıklı şeydi aslında yapılacak. Avukatla görüştük: Gamze Hanım bu çok masraflı ve uzun bir dava süreci olabilir dedi. Meğerse sadece marka yada tasarım patentini almak yetmiyormuş. Tasarım patentini oldukça detaylandırmak gerekiyormuş ki sizin eserinizden bir şekilde faydalandığını düşündüğünüz biri olursa hayt huyt yapabilesiniz. Bütün bu badireyi atlattıktan sonra önlemleri aldım tabii ki ama ama eşşeğimiz Niğde İl Sınırı'ndan selfie gönderdi artık.

Bir çok arkadaşım saçmalama kızım git üstüne dedi. Ama o kadar gıcık oldum ki, e bir de avukat durumu iyice anlatınca bize, selam verip borçlu çıkmaktan korktum açıkçası. Bir gün çıkar bunun acısı dedim içinden (çok inanırım ilahi adalet işlerine) bastım gittim.

Bari, dedim aradan zaman geçince, bir hikaye yazıp paylaşayım insanlarla, bari bunu yapayım... İşte o zaman çıktı yukardaki mini öykü:)

kendime de aldım bir tane. hatıra olarak saklıyorum :)))
Yani;
Yazan, çizen, ören, diken, çoğu zaman sabahlara kadar çalışıp, masa başlarında uyuklayan pamuk kalpli arkadaşlarım: Benim başıma gelmez demeyin. Dikkat edin, herşeyin üzerine (salak gibi ben hala yapmıyorum gerçi) watermark'ınızı basın.

Bir gerçek kesitin daha sonuna geldik:)
İyi bakın kendinize

Sevgiler, Gamze



Share:

1 Aralık 2015 Salı

30 Kasım 2015 Pazartesi

8 Kasım 2015 Pazar

28 Ekim 2015 Çarşamba

Gelecek Turizmde ile sürdürülebilir turizmin geleceğini yazacak üç yeni proje belli oldu!

Seyahat ederken hepimiz gittiğimiz yörenin doğasını, kültürünü hissetmek, el emeklerinden satın almak, yerel lezzetlerini tatmak isteriz.

Eko turizm, kırsal turizm, kültür turizmi, gastronomi turizmi gibi farklı sürdürülebilir turizm çeşitleri ile hem biz farklı deneyimler yaşarız hem de yerel halkın ekonomisine katkıda bulunmuş oluruz. 

İşte bu sebeple Anadolu Efes, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı 8 sene önce bir araya gelerek "Gelecek Turizmde" dedi ve sürdürülebilir turizm için çalışmaya başladı.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde 5 yıl boyunca başarılı modeller yaratan Gelecek Turizmde projesi kapsamında 2013 yılından bu yana 6 farklı sürdürülebilir turizm fikri desteklendi. Bursa'nın Misi Köyü'nde Misili kadınlar yerel lezzetleri ve geleneksel el sanatlarını turistlere sunmaya başladı. Safranbolu esnafıyla Karabük Üniversitesi el ele verdi, Safranbolu’ya özgü hediyelik eşyalar yaratmak için kolları sıvadı. Mardinli kadınlar tamamen kendi emekleriyle eski bir Mardin evini misafirperverliğin kitabını yazan bir pansiyona çevirdi. Şanlıurfa’da Göbeklitepe halkı, yok olmaya yüz tutmuş taş işçiliği sanatını yeniden canlandırmak için harekete geçti. Seferihisarlı kadınlar yerel lezzetlerini turistik bir deneyime çevirdi. Malatya Battalgazililer ise Arslantepe Höyüğü’nü tanıtmak için çalışmalarını hızlandırdı.

%100 Misia Projesi – İpekevi dokuma atölyesi – Misi Köyü / Bursa

Safranbolu Hatırası Projesi – Hediyelik eşyalar

Seferihisar’ın Geleneksel Mutfağı Projesi – Yöresel ürünler - Seferhisar/İzmir

Mardin’de Kadın Liderliğinde Sürdürülebilir Turizm Girişimlerinin Yaratılması Projesi – İpekyolu Misafir Evi 

Yeni dönemde ise bu altı projeye üç yeni proje daha katıldı. Adana Saimbeyli’de kelebek gözlemi projesiyle, Isparta Keçiborlu’da lavanta ile kırsal turizme sağlanan katkıyla, Balıkesir Edremit’te ise yöreye özgü yemekler ile gelişen gastronomi turizmiyle Gelecek Turizmde yolculuğu devam ediyor.

 

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Share:

27 Ekim 2015 Salı

kibrit kutusunda hikayeler/ matchbox stories

ve yılbaşı geliyordu.. genç kız mutfaktaki 5 li eko paket kibrit kutularına bakarken aniden duraksadı, koşa koşa bilgisayarının başına gitti, bir de ne görsündü? insanlar kibrit kutularına acayip acayip şeyler yapmamışlar mıydı, yuh diye geçirdi içinden kibarca, kalitesini bozmadan...

ShyLilyandDakota

source


source


source

source
source
source
source
source
 
source
source
source
source
source

Share: