Merhaba sosyal medya kanallarının derinleşmesiyle unuttugum canım blogum:)Son bir kaç senedir hayatım boomerang etkisiyle devam ediyor ama degismeyen bir şey var o da degisimin kendisiewtrauıussaud.. yoo, o da değişti valla:) değişimin kendisi de değişti benim için :) bildiğim herşeyi unuttuğum yaşlardayım. Tekamül böyle bir şey mi bilmiyorum ama çok derinlerde yaşayan bir beşer olarak ara sıra kafamı suyun dışına çıkardım geçen bir kaç yılda. Korkularımla yüzlestim. Kayıplar, gidenler, kalanlar derken o kadar çok şey biriktirmişim ki yüzüme çarpmasını bekleyen:) Buyudum baya son bir kaç senede.
Herkes herşey değişti ama bebeklerim hala benimle:) İyi ki tutumuşum bırakmamışım sizi çocuklar...
Çılgınlar gibi çalışıp üretmeye devam ediyorum. Bu nefes almak demek benim için.
Deliler gibi sevdiğim ve bir süredir uzmanlaşmaya çalıştığım bir diğer konu da astroloji. Maddi kaygılar güderek değil ama birilerinin hayatına umut olmak için öğrenip, bilgiyi paylaşmak istiyorum. Mutlu hissetmelerine, pozitif kanalları görmelerine yardımcı olmak için insanların. Çalışıyoruz merkez:)
Çok şey var yazacağım ama şimdilik böyleli:) Kısa bir reklam molası vereceğim yukarda, sonra ufaktan minik minik paylaşımlarla devam ederim:) Instagram'ı daha aktif kullanıyor olsam da canım blogum senin yerin çook ayrı heep ayrı.
Sevgiler, Gamze
little fabien dolls etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
little fabien dolls etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Eylül 2020 Çarşamba
7 Nisan 2014 Pazartesi
Semra'cik Evleniyor:)
Sevgili arkadaşım Semra evleniyor. Bu minik Fabien'lerde de O'nun düğününde dağıtılmak üzere yola çıkmaya hazırlanıyor. Elimden geldiği kadar ayrıntı paylaşmak istiyorum bu sürece dair ama inanın o kadar kaptırıp gidiyorum ki çalışmaya resim çekmeyi unutuyorum çoğu zaman.
Muhteşem bir hafta geçirmeniz dileğiyle!
2 Eylül 2013 Pazartesi
#direnfabien :)
Sevgili blogger arkadaşlarım, değerli takipçilerim, koccaman bir yazı geride bırakmaya yaklaştığımız güzel bir Eylül gününden hepinize selamlar! İptal olan konserler, festivaller, sergilerle dolu dolu bir yazdı gerçekten:) Kimimiz için hayatının en aktif yazıydı belki bu yaz, bazılarımızı evde zor tuttular belki, kimimiz parklarda kitap okudu, kimimiz okuyanları ıslattı, kimimiz çok gaza geldi belki bu yaz, kimimiz hiç gaza gelmediği gibi bu olaya bir anlam da veremedi, kimimizin elinde karanfiller vardı, kimimizde odunlar, kimimiz kendi ülkesinin derdini bitirdi kutupların dertleriyle uğraştı bu yaz, kimimiz sadece durdu, saatlerce...öyle yada böyle, kabul edelim; bu yaz hepimiz büyüdük!
Sevgili Yaz, bu sene senden hatıra kalan 2 kareyi paylaşıyorum aşağıda, eminim hatırlayacaksın, gözlerinden öperim, canım yaz:)
My dear friends, lovely followers, greetings to you from the day we leave behind a whole summer zone. It was the summer full of the cancelled concerts, festivals, exhibitions:) Some of us felt the full energy, some of us hardly stayed at home, some of us red some boks at the parks, some of us wet those people who red some books, maybe some of us was on fire very much, some of us wasn't on fire at all and had no idea about what's going on, some of us held carnations, some of us held firewoods, some of us solved all the problems about his own country and began to study North Pole, some of us stood as still as a statue... One way or another, let's face it, we all grow this summer!
Dear Summer, I want to share two photos stak my mind regarding to you, sure you'll remember, big hugs, my dearest one:)(*)
(*) Please check the link for detailed information about the text above :) http://en.wikipedia.org/wiki/2013_protests_in_Turkey
3 Ocak 2013 Perşembe
Cam Ocagı Vakfı'nda bir gün..
Bir kere mekan muhteşemdi! Ormanın içinde gidiyorsunuz, gidiyorsunuz.. karşınıza kocaman bir kulübe çıkıyor, içeride sıcacık şömine, şöminenin yanında sıcak şarap, etrafta rengarenk stantlar, cıvıl cıvıl insanlar ve tabii ki çocuklaar! Birkaç hafta önce Pazar sabahı hayatımın en güzel şenliklerinden birine katıldım. Çok güzel insanlarla tanıştım, tek canımı sıkan sevgili Aylin'in bizmle paylaştığı 3. köprü'nün bir ayağının tam olarak buradan geçecek olmasıydı. İçimden hala köprü ve köprünün buradan geçecek ayağıyla ilgili 18 yaş üzeri cümleler kurmaya devam ediyorum(!) Canım arkadaşım Deniz' de o gün yanımdaydı, o standa göz kulak olurken içerde bütün gün süren aktivitelere az çok bakma fırsatım da oldu. Ve kelimenin tam anlamıyla camla yapılan o muhteşem atölye çalışmalarını görünce hayretler içinde kaldım. Siz uzaktan bakınca alt tarafı bir cam top falan diyip geçiyorsunuz yaa, ıı ııhh, o kadar kolay geçemeyeceğiniz kadar inanılmaz bir emek varmış işin içinde! İşte o günden bir kaç kare:
![]() |
| bu harika çantalara takıldım kaldım! |
![]() |
| şöminenin başında sıcak şarap, miss:) |
![]() |
| benim canım misafirlerim:) |
![]() |
| kalabalık gün ortasına doğru iyice arttı! |
![]() |
| ayy çok şirin! ve yastıkları ''ayy çok şirin'' in web sitesi burada ''ayy çok şirin'' s web page is here
The place was awesome, once. You're going up the wood then you see the huge cabin, a cosy fireplace and warm wine next to tthe fireplace, colorfull booths around, chirpy people and kids of course! A few weeks a go on Sunday morning, ı attemped one of the best events of my life. I met with beatiful people, only thing I bother was the 3rd bridge is going to built to exactly this area according to Aylin. I'm still saying very adult words about this bridge(!) My dearest friend Deniz was also with me, while she was keeping eye to the booth I took a closer look to the activites around. And, literally, I puzzled when I saw those amazing works made with glass. I know, when you saw it froma distance, maybe you call it a glass ball and pass it, but no, that's not simple at all. Be sure that there is an icredible effort in it. Here r some images from that day:
|
28 Kasım 2012 Çarşamba
Hey, Jude!
on Kasım 28, 2012
in 1960, 1970, flower child doll, handmade doll, hey jude, hippie doll, little fabien dolls, oak doll, the beatles, vietnam, war
with
5 yorum
Sevgili John,
Salı günü Karen ve ben beraber Seattle’a geldik. Burası oldukça yağmurlu ve karanlık. Karen’ın arkadaşları bize kalacak bir yer ayarlamışlar. Sokağın başında 3 katlı bir evin en üst katında Brooklyn’li bi grup üniversite öğrencisi ile beraber kalıyoruz. Evde kalan herkes birbirini tanıyor, herkes birbirini sanki uzun zamandır görmediği bir arkadaşıyla yeniden karşılaşmışçasına hasretle kucaklıyor. Bazen kendimi sanki dünyanın sonu gelmiş ve ben geriye kalan tek ada parçasının üzerinde kalmışım gibi hissediyorum. Ya da karanlıktan güneşe doğru boynunu uzatmaya çalışan bir çiçek gibi. Ama bana göre; eline silah alıp birilerini vurmaktan daha kötü bir şey varsa o da bu ıstırap ve acı dolu dünyanın adaletsizliğine sesiz kalmak. .
Annemi gelir gelmez aradım, telaşlanmasın diye, ama annemi bilirsin, sesimi duyar duymaz ağlamaya başladı. Babamsa konuşmak istemedi.. Sanırım benden nefret ediyor.. Senin onların yanında olduğunu bilmek bana güç veriyor John, bunu sakın unutma! Zarfta adresim var, bana sık sık yaz olur mu?
Seni çok seven ablan
N. Jude
01.02.1965
Dear John,
We came to Seattle on Thursday. It’s raining and quiet dark in here. Karen’s friends arranged a place to stay for us. Now we’re staying at the top floor of a house at the begining of the street with a bunch of college students. Everyone knows each other and and hugs to each other with a feeling such as seeing a very very close friend after a long break. Sometimes I feel myself like this is the end of the world and I’m standing on the last island. Or a flower which tries to crane to sun in the dark. But I myself; if there is someting worse then to grap a gun a and shoot people is to abide of world’s injustice and cruelness. I called my mum as soon as I arrived for not to not to make her worried. You know mum; she began to cry when she heard my voice.Dad did not want to talk.. I think he hates me. . John, please do not never that to know you are with them makes me stronger. I wrote my address to the envelope, write me often, ok?
Sevgili John,
Salı günü Karen ve ben beraber Seattle’a geldik. Burası oldukça yağmurlu ve karanlık. Karen’ın arkadaşları bize kalacak bir yer ayarlamışlar. Sokağın başında 3 katlı bir evin en üst katında Brooklyn’li bi grup üniversite öğrencisi ile beraber kalıyoruz. Evde kalan herkes birbirini tanıyor, herkes birbirini sanki uzun zamandır görmediği bir arkadaşıyla yeniden karşılaşmışçasına hasretle kucaklıyor. Bazen kendimi sanki dünyanın sonu gelmiş ve ben geriye kalan tek ada parçasının üzerinde kalmışım gibi hissediyorum. Ya da karanlıktan güneşe doğru boynunu uzatmaya çalışan bir çiçek gibi. Ama bana göre; eline silah alıp birilerini vurmaktan daha kötü bir şey varsa o da bu ıstırap ve acı dolu dünyanın adaletsizliğine sesiz kalmak. .
Annemi gelir gelmez aradım, telaşlanmasın diye, ama annemi bilirsin, sesimi duyar duymaz ağlamaya başladı. Babamsa konuşmak istemedi.. Sanırım benden nefret ediyor.. Senin onların yanında olduğunu bilmek bana güç veriyor John, bunu sakın unutma! Zarfta adresim var, bana sık sık yaz olur mu?
Sevgili John,
Salı günü Karen ve ben beraber Seattle’a geldik. Burası oldukça yağmurlu ve karanlık. Karen’ın arkadaşları bize kalacak bir yer ayarlamışlar. Sokağın başında 3 katlı bir evin en üst katında Brooklyn’li bi grup üniversite öğrencisi ile beraber kalıyoruz. Evde kalan herkes birbirini tanıyor, herkes birbirini sanki uzun zamandır görmediği bir arkadaşıyla yeniden karşılaşmışçasına hasretle kucaklıyor. Bazen kendimi sanki dünyanın sonu gelmiş ve ben geriye kalan tek ada parçasının üzerinde kalmışım gibi hissediyorum. Ya da karanlıktan güneşe doğru boynunu uzatmaya çalışan bir çiçek gibi. Ama bana göre; eline silah alıp birilerini vurmaktan daha kötü bir şey varsa o da bu ıstırap ve acı dolu dünyanın adaletsizliğine sesiz kalmak. .
Annemi gelir gelmez aradım, telaşlanmasın diye, ama annemi bilirsin, sesimi duyar duymaz ağlamaya başladı. Babamsa konuşmak istemedi.. Sanırım benden nefret ediyor.. Senin onların yanında olduğunu bilmek bana güç veriyor John, bunu sakın unutma! Zarfta adresim var, bana sık sık yaz olur mu?
Seni çok seven ablan
N. Jude
01.02.1965
Dear John,
We came to Seattle on Thursday. It’s raining and quiet dark in here. Karen’s friends arranged a place to stay for us. Now we’re staying at the top floor of a house at the begining of the street with a bunch of college students. Everyone knows each other and and hugs to each other with a feeling such as seeing a very very close friend after a long break. Sometimes I feel myself like this is the end of the world and I’m standing on the last island. Or a flower which tries to crane to sun in the dark. But I myself; if there is someting worse then to grap a gun a and shoot people is to abide of world’s injustice and cruelness. I called my mum as soon as I arrived for not to not to make her worried. You know mum; she began to cry when she heard my voice.Dad did not want to talk.. I think he hates me. . John, please do not never that to know you are with them makes me stronger. I wrote my address to the envelope, write me often, ok?
Dear John,
We came to Seattle on Thursday. It’s raining and quiet dark in here. Karen’s friends arranged a place to stay for us. Now we’re staying at the top floor of a house at the begining of the street with a bunch of college students. Everyone knows each other and and hugs to each other with a feeling such as seeing a very very close friend after a long break. Sometimes I feel myself like this is the end of the world and I’m standing on the last island. Or a flower which tries to crane to sun in the dark. But I myself; if there is someting worse then to grap a gun a and shoot people is to abide of world’s injustice and cruelness. I called my mum as soon as I arrived for not to not to make her worried. You know mum; she began to cry when she heard my voice.Dad did not want to talk.. I think he hates me. . John, please do not never that to know you are with them makes me stronger. I wrote my address to the envelope, write me often, ok?
Bugün savaştan dönen yaralı askerlerle beraber bir yürüyüş yaptık. (Sana bir kaç fotoğraf gönderiyorum) O kadar kalabalıktık ki Carol Caddesi’ni neredeyse baştan aşağı doldurmuştuk. Oh John, Onları görmeliydin… Elleri, kolları, bacakları olmayan ama üniformaları içinde başları dik ve kendilerinden emin yürüyen o kahraman çocukları! İçlerinden bir tanesi –Earl John Montgomery- ile bir röportaj yaptık (Michael ve Lisa bir dergi çıkarmaya başladılar. Adı Barış Çığlığı. Röportaj bu sayıda yayınlanacak. Röportajın en altına bakarsan benim adımı da görebilirsin sevgili kardeşimJ) O’na neler hissettiğini sorduk: ’’Evet’’ dedi, ’’Biz kaçmadık evet, vatanımıza hizmet ettik. Ben sağ bacağımı verdim ülkeme, gözümü bile kırpmadan, buradaki herkes gibi… Ama sonra ben de, hepimiz de gördük ki; ülkemizin barış için ihtiyaç duyduğu şey benim sağ bacağım değilmiş, çok daha fazlasıymış!’’ Bunları, henüz 21 yaşında olmasına rağmen, bundan sonraki hayatını bir tekerlekli sandalyede geçirmek zorunda kalmış bir çocuğun ağzından duymanın ne kadar acı olduğunu tahmin edemezsin. Bu lanet savaşın bitmesi için daha kaç tane Earl John Montgomery’nin bacağını kaybetmesi gerekiyor? Bu savaş kimin savaşı? Kim kazanıyor, peki kim kaybediyor? Senin de benim gibi düşündüğünü biliyorum, burada olmasan da seni çok yakınımda hissediyorum. Bu arada bugün buradan taşınıyoruz. Ev sahibi kirayı bahane ediyor ama politik nedenlerden bize tavır aldığı besbelli. Bizi bir grup işe yaramaz olarak görüyor çünkü. Bana henüz yamamış olmanı derslerinin yoğunluğuna bağlıyorum. Bundan sonra mektuplarını bu adrese gönderme lütfen, yeni adresimi zarfın alt köşesine yazıyorum.
Ablan,
N.Jude
10.04.1965
Dear John,
We organized protest march with the soldiers backed from the war today (I'm sending you couple of photos) We were so crowded even the Carol St. was full of the people. Oh John, you should see them.. Those brave kids who lost their legs, arms, hands but walking proudly in their uniforms. We made an interviev with one of them - Earl John Montgomery – (Michael and Lisa started to publish a magazine. It’s name is ‘Peace Scream’. My interviev will be publish on this issue. If you look the the bottom line of interviev you can see my signature over there my dear brotherJ) We asked him about his feelings, what was he feeling? He said: ‘Yes’. ‘We did not run, yes, we fighted for our country, we believed in that. I gave my right leg to my country without hesitation, like everyone else in here… But then all we realised that our country wasn’t needing to my righ leg for the peace , it was more , and more…!’ You can not imagine that how hard was to hear these from a kid who was only 21 but destined to an unhappy fate with a railchair . How many more Earl John Montgomery need to loose his leg to end this damn war? Whose war is this anyway? Who wins, well who loses? I know you’re exactly thinking like me, I feel you very close to me even you’re not here. By the way, We’re moving today. Our landlord uses the amount of rent as an excuse, but obviously she kicks out for political issues. She thinks that we’re a bunch of punks. I believe that because of the intensity ofyour scholl studies you can not write me..Hereafter do not send your letters to this address please, Iwrote my new address below corner of envelope.
Your Sister,
N.Jude
10.04.1965
Sevgili John,
Bana neden yazmıyorsun? Seni üzecek bir şey mi yaptım ya da söyledim bilmiyorum ama bana yaz lütfen, senin beni yüreklendiren kelimelerin olmadan bu mücadelenin ne anlamı var ki, hala benimle misin John, hala benim akıllı, parlak zekalı küçük kardeşim misin bilmeliyim… Sorun babamsa eğer O’nu da anladığımı bilmeni isterim, ancak kalbimin sesini dinlediğim için asla pişman değilim, barış diye haykırdığım, dans ettiğim, şarkı söylediğim için de pişman değilim, olmayacağım da, çünkü ben buyum!
Sonunda taşındık, ama sana verdiğim adrese değil. Şehrin biraz dışında bir banliyöde çadırlar kurduk. Şimdilik orada kalıyoruz. Ama bunu hiç dert etmiyorum, hatta savaşta kendi ailesi dahil her şeyini kaybeden zavallı masum insanlara bakınca halime şükrediyorum. Sadece burada yürüyüşler için organize olmamız yada bildiri hazırlamamız gereken zamanlarda zorlanıyorum. Neyse, Zaten haftaya Jim’in plak dükkanında işe başlıyorum. Karen O’na müzik tutkumdan bahsetmiş, bu konuda çok şey bildiğimi, dükkanına gelen müşterileri boş çıkarmayacağımı söylemiş.
Annem nasıl? Geçen gün telefonda yine ağlıyordu, sesi tuhaftı ama bunu beni özlediğine yordum ben, ah John, seni nasıl da özledim, benim küçük tavşanım! En kısa zamanda yaz lütfen!
Sevgilerimle
Ablan, N. Jude
24.08.1965
Dear John,
Why don’t you write me?I don’t
know if I said or did something to upset you but please write me. What is the
point of this struggle without your words makes me courage? Are you still with
me, are you still my little bright John, I need to know that…If it’s my Dad, I
want you to know that I undertstand him too, but I have no regret that I listened
my heart, screamed to the world for peace, danced for peace, sang songs for
peace. Because this is me, that’s what I am.
Finally we moved, but not to
address I wrote to you. We pitched tents in a suburb just outside of the city . We’re statying in
there for now.I really do not concern about it. Moreover I praise when I saw
the people lost their everything include their own families. Only time I coerced
into is to be organized for protest
march. Anyway in any case I will start working at Jim’s Record Store next
weekk. Karen has told him my passion about music.She has told that I know many
things about it and never send back customers empty handed.
How is mum? She was crying on the
phone last day, again.Her voice was bizarre but I thought that it’s because she
missed me, oh John, how I missed you, my sweet bunny! Please write me soon!
Love,
Your sister, N. Jude
24.08.1965
Bugün annemin ses tonundaki farklılığın nedenini anladım, paranoyaklaşıyorum sanıyordum ama her şey gerçek ve doğruymuş. Sana bu satırları, şaşkınlığımın yerini sana olan sonsuz sevgi ve düşkünlüğüme bıraktığı anlarda yazıyorum.
Bugün annemi aradım, neden bana hiç yazmadığını sordum. Babamın seni benden sakladığını yada başına bir şey geldiğini düşünmeye ve korkmaya başlamıştım. Telefonda anneme kızdım, bu haksızlık dedim O’na, senin artık büyüdüğünü, kendi kararlarını verebilecek bir yaşta olduğunu, hayattaki tek doğrunun kendi doğruları olmadığını, savaşın kimseye bir faydası olmayacağını söyledim.. ve daha birçok şey.. Fazla değil, birkaç saniye sonra karşımdaki kadın, annem olduğuna inanmakta zorlandığım bir ses tonuyla hıçkırarak: John orduya yazıldı, dedi. Biliyorsun baban da destekliyordu. Sana söylemek istemedim ama artık ne önemi var. John gitti Jude, benim küçük John’um artık Vietnam’da savaşan bir asker.
Sevgili John, biraz sonra şu ana kadar yapılmış en büyük yürüyüşte en öndekilerden birisi olacağım. Elimdeki büyük kartonda kocaman bir barış işareti, kalbimde ise savaş üniforması giymiş halinle sen olacaksın. Sana hiç kızgın değilim. Kafandaki miğfer ya da ellerindeki kan beni senden uzaklaştırmayacak. Benim kafama çiçekten bir taç yapan hayat senin eline bir silah verdiyse ne olmuş. Çıktığın yolculuk seni Vietnam’a götürdüyse bir gün benim yanıma da getirecektir elbet. Şunu bilmeni istiyorum bir gün tüm bu gürültü bittiğinde bu karanlık geçtiğinde seni kucaklamak için ben hala burada olacağım, tam yanıbaşında...
Seni sonsuza kadar sevecek ablan
N. Jude
16.10.1965
Dear John,
Today I realised of why mum's voice changed, I was thinking that I was getting paranoid but everything was so real and true. I'm writing you this letter at this very moment that my eternal love and commitment took the place of my confusion to you.
Today, I called mum, asked her why don't you write me, at all? I thought that dad protected you from me or you were hard put to it, I was worried. I was mad and said to her this is not fear! I told her that you grow up and old enough to give your own decions... their truth doesn't always mean is the real truth... war is no eartly use... and many more... A few minutes later, the women on the phone with a voice that makes me hard to believe belongs to her with hiccuping : John entered the army forces. You know, your dad was supporting... I did not want to mention you before, but what does it matter? John left, Jude. My little Johny is a soldier fighting in Vietnam.
DearJohn, a short while later, I will be walking at the forefront in one of a great protests ever made. There will be writing huge peace sign on the carton paper in my hands and there will be you in your regimentals. I'm not mad at you at all. The casque you wore or the blood in your hands won't banish you from me. If the life puts a tiara from flowers on to my head , and the same life gave a gun to your hand so what?? If your journey took you to the Vietnam, the same journey also will bring back you to me of course. I want you to know that, one day, when all these noise stopped and the darkness passed I will be standing right here to hold you in your arms
Your sister who will love you forever
N. Jude
16.10.1965
21 Ekim 2012 Pazar
Watch
işte bu yüzden stop-motion filmlere bayılıyoruuuuuum:)
web sitesi burada
that's why I looove stop-motion movies:)
here is the link .
26 Mayıs 2012 Cumartesi
Festival
Bu yazın en renkli festivallerinden bi tanesi Siren Fest.olacak, duyrulur! Çadırını, uyku tulumunu kapan gelsin:) Web sitesi için resme tıklayabilirsiniz.
24 Mayıs 2012 Perşembe
27 Ağustos 2011 Cumartesi
ilya'nın bostanı
Tabii her zaman olduğu gibi aradan bayaa bi zaman geçti, ben anca paylaşabiliyorum..Neyse, olsun Kuzguncuk'ta bu sene bizimde katıldığımız bir ikinci el festivali yapıldı. Festival deyince aklınıza Rock'n Coke gibi devasa, plastik organizasyonlar gelmesin lütfen. Kuzguncuk İstanbul'un en mütevazi en güzel semtlerinden bir tanesi. Bilenler bilir İlya'nın Bostanı diye yemyeşil bir alan var burada, maalesef bir kaç senede bir bazı çalışmalar yapılıp burası betonarme bişeyler-ne olduğu önemli değil- haline getirilmeye çalışılıyor. Ama Kuzguncuk halkı bu konuda oldukça katı, bostanıma dokunma diyor. Hatta sesini 2.el ürünlerin satışının yapıldığı bir mini festivalle tüm medyaya da duyuruyor. Bu seneki festivalde biz de vardık. Fabien'ler görücüye çıktı:) İlgi büyüktü. Şarkılar söyledik, oyunlar oynadık. Muhteşem bir gün geçirdik. Umarım çabalar işe yarar, bir daha hiçbir kabasakal cesaret edemez çamurlu ayakkabılarıyla bu bostana girmeye!
| |
| Sılacan'a teşekkürler.. |
Of course, a lot of time has passed since the previous post, and then barely, I can share my new post as always. Well, Kuzguncuk Second Hand Fest was held this year which we attend too. Please do not imagine kind of a huge plastic organization like Rock’n Coke or else. Kuzguncuk is one of most humble and charming locality.Those who know there is a verdant called Ilya’s kaleyard here. Unfortunately, in every couple of years some people are trying to make some works-no matter what to be-to able to concrete this place .But the people of Kuzguncuk are very strict in this regard. They say don’t touch my kaleyard! Even, they’re shouting their voice to media with a mini fest. I attend the organization this year with Fabiens of course. There was great interest. We sang songs, played games and had a magnificent day. I hope the efforts will work. And I hope no bushy-beard can dare to enter this kaleyard with his bloody- muddy shoes!!!































