Hello. I'm Gamze. I'm designing zombie style personalized dolls and collectibles called LITTLE FABIEN. This blog is kind a diary to me. Thank you for stopping by :) I hope you like it too.
70'ler havasi olsun, biraz korkunc olsun, sevimli de olsun, Winona Ryder olsun, paralel evren olsun, uzaylilar olsun, guzel kahramanlar olsun, mk ultra olsun ve bir oturusta hepsi bitsin. Iste dizi budur arkadaslar. STRANGER THINGS. Muhtesem! Buradan dizinin yaraticilari Matt Duffer ve Ross Duffer kardesleri tebrik ediyorum : Sevgili Matt, Sevgili Ross bize boyle seylerle gelin arkadaslar. Civileyin bizi o koltuklara ki kalkamayalim; ne ocakta yemek kalsin, ne de copu istemeye gelen kapiciya kapiyi acabilelim. Devam!
Insanların bebeklerini yapmak bana cok ilginc geliyor. Yaptigim her bebek bir hikaye cünkü. Biyografi yazmak gibi. Herkesin anladigi ama konusmadigi bir dilde. Hicbirsey yokken ortada hayat vermek ve icini yazmak gibi. Yaptigim sey bende boyle anlam buldugundan, ne zaman "kisiye ozel" seyler ureten insanlar gorsem yada tanissam cok ortak noktamiz oldugunu dusunuyorum. Cok farkli seyler yapiyor olsak da aslinda ayni yerden cikiyoruz yola. Elimize igneyi, makasi, tahta parcasini, cami, kalemi... aldigimiz anda gelen siparisin dunyasina giriyoruz. Biz buna terapi diyoruz cogu zaman, bazilari siparis diyor:)
"Plastic and Plush" çoğunlukla indie oyun/oyuncak tasarımcılarını tanıtan bir site. Şahsen ben de dünyadaki diğer tasarımcılar ne yapmış , yeni neler var buradan bakıp öğreniyorum. Aslında bir sürü yer var bilgi toparlayabileceğiniz ama o kadar ticari ve abidik gubidik şeyler var ki aralarında, çoğu reklam mı gerçek yorum mu ayırt etmek çok zor. Velhasıl kerem, sevgili plastic and plush bir post'unda ufacık benden de bahsetmiş. Ne kadar mutlu olduğumu söylemem gerek var mı bilmiyorum! Hatta şu an bunları yazarken bile ağzım sola doğru eğri duruyor biraz (hani komik bir şey söyleyince gülersiniz, sonra o komik şey biter ama sizin ağzınız gülümser şekilde kalır ya, işte o şekildeyim şu an)
Şaman'lardan 30 öğüt diye bir yazı okudum geçen gün, facebook'ta bir arkadaşım paylaşmış, siz de denk gelmişsinizdir belki. Bu meymenetsiz günlerde o kadar iyi geldiki bana.
Bütün gün haberlerde bıg bıg bıg duyduğum cephelerrr, silahlarrr, bişeylerrr sizin olsun, bilgelik bizimdir!
1. Yolda yürürken bulduğun bir kuş tüyünü eve getir, bir vazoya koyabilir, asabilir yada rafta bulundurabilirsin. Bu cennetten sana gelmiş güçlü bir tılsımdır. Bu tarz ruhlardan size verilen işaretleri farketmelisiniz. 2. Nehirlerden taş topla. Büyük güç ve enerjileri vardır. 3. Tüm gücünle diğer insanlara yardım etmeye çalış. Eğer mutluluk veremiyorsan en azından zarar verme. 4. Zorluklar birer formalitedir. Ciddi zorluklar, daha ciddi olsalar bile hala formaliteden ibarettir.Gökyüzü oradadır, bazen bulutlarla kapanmış olsa bile bazen biraz çaba göstererek, mesela bir uçağa binerek aynı mavi gökyüzüne ulaşmak mümkündür. 5. Bir hayale ulaşmak için bazen tüm gereken bir adım atmaktır. Zorluklardan korkmayın, her zaman vardırlar ve olacaktırlar. Hepinize amaçlarınız doğrultusunda temiz yollar! 6. Ahlaki olarak önceliğiniz başka birine zarar vermemek olmalıdır. Bu prensip oldukça güçlü olmalıdır. Sadece şöyle düşünün: “Hiçbir zaman hiç kimseye zarar vermeyeceğim.” 7. Canlılar için bir mutluluk kaynağı olabilirseniz siz kendiniz en mutlu olursunuz. Ve başkalarına acı çektirirseniz siz kendiniz de acı çekersiniz. Düşünün! 8. Günde en az bir saat sessizliğe zaman ayırın. Buna en az iletişime olduğu kadar ihtiyacınız var. 9. Sevebilme yeteneği Dünya üzerindeki en önemli yetenektir. Herkesi sevmeyi öğrenin, düşmanlarınızı bile. 10. Akarsulara çöp atmayın. Asla! Suyun ruhu çok sinirlenebilir. Ruhu yatıştırmak için ekmek, süt yada para atabilirsiniz. 11. Genelde geçmişimizi “altın çağ” yada “altın günler” olarak adlandırırız. Bu bir hatadır.Hayatımızda yaşanan her an tam olarak altın çağdır. 12. Mükemmel bir din ya da inanç yoktur. Kötü bir din de yoktur. Tanrı bir tanedir. İstediğinize dua edebilirsiniz ancak şu emirleri unutmayın: dürüst yaşa, atalarına saygı göster, ve sev. 13. Eğer Dünya’yı değiştirmeyi amaçlıyorsan önce kendini değiştir. Aşkın ve keyfin enerjilerini öğren. Bunlar bir insanın kilit anlarıdır. Gülümsemek, kahkaha ve keyif almanın çok büyük güçleri vardır. Bunu bir defa öğrendikten sonra kendinize sevginin kapısını açacaksınız. 14. Oldukça güzel bir deyiş vardır: Veren eli kısıtlı görme. Eğer mümkünse zayıf ve ihtiyacı olanlara para ver. Miktarı önemli değil ancak vermiş olmak önemlidir. 15. Hayat çok kısadır. Bunu gözyaşları, kavgalar, küfür ve alkol ile çarçur etme. İyi şeyler yapabilir, çocuk yetiştirir, dinlenir ve daha fazla mutluluk verici şeyler yapabilirsiniz.
deviantart.net
16. Eğer sevdikleriniz size suçlu olmadığınız bir şey için kızdılarsa onlara sıkıca sarılın, ve onlar yatışıncaya kadar onları bırakmayın. 17. Ruhunuzda bir sıkıntı bir tükenmişlik hissediyorsanız şarkı söyleyin. Kalbiniz hangi şarkıyı söylemek istiyorsa. Bazen o da konuşabilmek ister. 18. Her zaman hatırla: Doğru din, doğru inanç ya da en becerikli şu veya bu inancın din adamı yoktur. Tanrı birdir. Tanrı dağın tepesindedir. Farklı din ve inançlar bu tepeye ulaşmanın farklı yollarını sunarlar. Kime istersen dua et, ancak bil ki senin asıl amacın günahsız olmak değil, tanrı’ya ulaşmaktır. 19. Eğer bir şey yapmaya karar verdiysen kendinden şüphe etme. Korku seni kendinden ve doğru yoldan saptırmaya çalışacak. Çünkü bu kötülüğün ana silahıdır. Eğer ilk defada başaramadıysan ümidini kaybetme. Her küçük zafer seni daha büyüğüne yaklaştırır. 20. Hayatta çok önemli bir şeyi hatırla. Herkes hakettiğini bulur. Problemlerin ruhuna ve düşüncelerine girmesine izin verme böylelikle problemler vücuduna da ulaşamaz. 21. Hayat sana yüzünü ya da başka bir tarafını çevirmiş olabilir. Ancak sadece çok az kimse aslında hayatı çevirenin gerçekte kendisi olduğunu anlıyabilir. Diğerleri hakkındaki tüm kötü düşünceleriniz size geri dönecektir. Kıskançlık da en sonunda size geri gelecektir. Buna neden ihtiyacınız var? Sakin ve ölçülü yaşayın. Kıskanç olmak iyi bir şey değildir ve hiç gerek de yoktur. Bu adamın büyük bir arabası varsa bu onun yüzünü daha güzel yapmayacaktır. Altın aslında kirli bir metaldir. Kıskanç olmaya ihtiyaç yoktur. Daha fazla gülümseyin ve yabancılar da size gülümseyecektir, hem de sevdikleriniz ve tüm hayatınızla beraber! 22. Size saygı gösterilmesini istiyorsanız başkalarına saygı gösterin. İyilik için iyilik, kötülük içinse bu kötülüğü yoksaymak yapılacak en doğru şeydir. Sizi kötü yapmaya çalışan biri onu yoksaydığınız için kendini gerçekte daha kötü hissedecektir. 23. İçmeyin. Hiç içmeyin! Alkol vücudu, beyni ve ruhu öldürür. Ben yıllardır içmiyorum. Eğer şamansanız veya ruhsal bir insansanız içerek bir süre sonra tüm güçlerinizi bitireceksiniz ve ruhlar sizi cezalandıracaktır. Alkol gerçekten de öldürür, aptalca şeyler yapmayın. Rahatlamak için hamama gidin, eğlence için şarkı söyleyin, iletişim ve ortak bir dil bulabilmek için çay için, ve bir kadını daha iyi tanımak için ona şeker verin! 24. Asla pişmanlık duyma! Ne olursa olsun bu ruhların isteğiyle olur ve bu her zaman en iyisidir.
25. Hayvanlara benzeyen taşları özel bir tören olmadan yerden almayın. Aksi takdirde çok ciddi bir nazara maruz kalırsınız. Eğer böyle bir taş bulduysanız ve yanınıza almak istiyorsanız bulunduğunuz yerin ruh efendisine başvurun ve ona bir teklifte bulunun, ardından bu taşı yerde beyaz bir bezle kaplayın ve böyle alın.
.flickr.com
26. Güzel bir müziği dinleyerek kendinizi gün içerisinde aldığınız negatif enerjiden arındırırsınız.Müzik meditasyon gibidir. Sizi kendinize ve hayata geri getirebilir. 27. Kalbinizde her hangi bir baskı olmadan rahat nefes alabilmek için, ağlamayı öğrenin. 28. Eğer durum sizin çözemeyeceğiniz bir hal aldıysa ve hiçbir çıkış yoksa elinizi yukarı kaldırın. Ve elinizi sertçe aşağı indirirken “zıkkımın köküne git” deyin. Çok güzel bir deyiş vardır: Sizi yeyip yutmuş olsalar bile en azından 2 çıkış yolunuz vardır. 29. Kadınlar alışveriş yaparken ailelerinin önlerindeki günlerdeki mutluluğunu satın alırlar. Her bir taze, güzel, olgun ve güzel kokan meyve bu ailede mutlu ve sakin bir hayattır. Erkek, kendi tarafından kadına para sağlamalıdır. Böylece kadın en iyi kalitedeki ürünleri seçebilir. Yiyeceğe harcanan paradan kısan bir aile fakirleşir ve mutsuzlaşır. Bu kısıntı aslında sevdiklerinin mutluluğundan kısılır. 30. Kendinizi yanlış ya da birşey hakkında üzülüyorken bulursanız, vücudunuzu düzgün ve akıcı hareketlerle bir dans formunda hareket ettirin. Kötü enerjinizi yoluna sokup zihninizi çektiğiniz acıdan arındıracaksınız. Kaynak :http://anetteinselberg.com/
Geçtiğimiz sene tiroid -papiller-ca (böyle ca diye yazınca daha sevimli oluyor, çoğunuzda anlamıyorsunuz belki ama detaylı olarak bilgi almak isteyen, merak edenleriniz varsa ve soru sormak isterseniz bana mail atabilirsiniz, nasıl bir süreç, neler oldu, bundan sonra neler olacak falan kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak paylaşırım sizinle) yüzünden kelebek şeklindeki güzeller güzeli tiroidimi tıbba bağışladım.
10 numara bir doktorum vardı ama isterse 50000 numara olsun "efenim sizdeki haslalığın adı ca" deyince panikten gırtlaklayasınız geliyor önce.
Ama ben ne yaptım?
"Tıbba feda olsun, alın hemen tiroidimi" deyip narkozsuz girdim ameliyata, nasıl içkiliyim (evet, cem baba'dan alıntı:)) !Tam öyle olmasa da ameliyatı ve sonrasındaki tedavi sürecini atlattım bir şekilde.
Sonrasında bir süre için o hipotiroid denilen allahın cezası (yaşayan bilir, detaya girmiyim) moda girdim tabii. Çok uyuz bir durum, yataktan kalmak, günü devam ettirmek, yemek yemek kısacası yaşamak iç.in sarf ettiğin efora inanamazsın mayk!
Ve hayatımın sonuna kadar her gün aynı saatte almam gereken,yapay tiroid hormonu ilacımla tanıştım. Helloo:) Almayınca ne mi oluyor? Tabii ki muhteşem oluyor, deneyin bana hak vereceksiniz:)))
lamonomagazine
En azından bir kaç hafta önceye kadar "bundan sonra radyoaktif iyot, zart zurt içmiycem ben, oleey, Volkan çaak" diye gevelerken, "Gamze Hanım, önce thyrogen diye bir iğne var, TC de yok ama işte şöyle şöyle alabilirsiniz, arkasından da yine radyoaktif iyot içereceğiz sizee" diye sonrasında bön bön baktığım bir diyaloğumuz oldu doktorumla. Tedavinin bir parçasıymış bu ve bana başta söylemişler sanırım. Oysaki ben öncesinde bilmem kaç hafta iyot diyeti yapıp, sonrasında şahsen bana hiç gelmeyen midemi falan bulandıran, kelimenin tam anlamıyla "mallaştıran" o radyoaktif zımbırtısını içmektense bir daha ameliyat olmayı tercih ederdim .
Her neyse, yine öncesinde paso meyve ve belli şeylerle beslenerek (ya aslında çoğu şeyi yiyebiliyorsunuz ama iyotsuz tuz olması lazım içinde. E, ben çalıştığım için ya çok pratik yemekler hazırlıyordum ya da dışarıdan söylüyordum, böyle olunca iş başa düşüyor, herşeyi tırım tırım dikkat ederek hazırlamam gerekiyor.) ve kendinizi mecburi bir hipotiroid durumuna sokarak, sonrasında ise aman aman kimseye fazla yaklaşmayarak (günde iki kez yıkan, tonlarca su iç, asosyal ol -abarttım biraz evet ) geçecek uyuz bir süreç yani. Ama çok kudretli bir insan olduğumdan olsa gerek(!) bir şekilde atlattım bu uyuz durumu da.
Ama bu için doğasında meymenetsiz, ruhsuz bir insana dönüşmek olduğundan ne bir şey yazabildim ne de yaz başında açtığım stantlardan, tanıştığım ultra güzel insanlardan bahsedebildim. Tüm bu koşuşturmacada çift sarılı yumurtaya dönen beynim yüzünden birkaç gün sonra çıkacağım tatili iple çekiyorum. Her zaman olduğu gibi insandan uzak, yeşil ve mavi merkezli bir tatil olacağından arada yazarım diye tahmin ediyorum.
Son olarak şu an dinlediğim bir şarkıyı da paylaşayım efenim (çok yakında albümleri çıkacak siz şimdilik spotify'da falan dinleyebilirsiniz)
Eminönü'ne gittiğinizde, bütün o keşmekeş ve kargaşanın içinde gezinirken ;
Kapladığı yüzölçümüne ek olarak bir sürü pazar poşeti ile önünüzden sallana sallana yürüyen teyzelerden (evet, acımasızım),
Yine aynı teyzelerin sanki bütün yol onlarınmış gibi zart diye yolun ortasında durup yanındakiyle çene çalmaya başlamasından,
Cam baharat değirmeni istediğiniz satıcı adamın kutudaki plastik şeyi size cam diye satmasından (sizin de mal gibi kontrol etmeden almanızdan),
Mahmutpaşa'nın her yanından fırlayan -pardon hanfendi size abiye lazım mıydı? ya da sünnet kıyafeti yada kaban lazım mıydı ablacııım- diye soran hanutçulardan,
bunalır, ruhunuzu da alıp iki dakka bir yerlere ilişmek isterseniz buyursunlar: Brew Coffe Works. Kendileri İstanbul'da son dönemde benzerlerine sıklıkla rastladığımız üçüncü nesil kahve mekanlarından. Yeri neresi diye soranlara, cadde sokak ismi veremiycem kusura bakmayın bilmiyorum çünkü ama şöyle anlatayım: yeni Cami'yi solunuza alın, Bambi Cafe'ye gider gibi dümdüz yürüyün, sol tarafta böyle mahşeri ürkünç boyutta bir otel var, onunla bitişik. Kapısının önünde (muhtemelen zalım zabıta izin vermediği için) hafiften sıkışık bir görüntü veren masaları olsa da, içerde geniş ferah bir salonu var ama hepsini bırakın 10 numara bir baristası var. Bildiğiniz kahve ansiklopedisi. Hatta kendisi, urban dergilerdeki köşe yazılarına benzeyen bu yazıyı yazma nedenim oldu adeta. Yakında bir workshop da yapacaklarmış kahve üzerine sanırım.
Velhasıl kerem beni en çok mutlu eden -Eminönü'ne çok sık giden biri olarak- bunun gibi bir mekanı o atmosferde açılması oldu. Ya bir kere oranın ruhuna ters böyle mekanlar mı dediniz? Çok biliyorsunuz siz..:)
*bazı görselleri imrenetten buldum, üzerine dıhlarsanız adrese gidersiniz.