Sevgili John, Salı günü Karen ve ben beraber Seattle’a geldik. Burası oldukça yağmurlu ve karanlık. Karen’ın arkadaşları bize kalacak bir yer ayarlamışlar. Sokağın başında 3 katlı bir evin en üst katında Brooklyn’li bi grup üniversite öğrencisi ile beraber kalıyoruz. Evde kalan herkes birbirini tanıyor, herkes birbirini sanki uzun zamandır görmediği bir arkadaşıyla yeniden karşılaşmışçasına hasretle kucaklıyor. Bazen kendimi sanki dünyanın sonu gelmiş ve ben geriye kalan tek ada parçasının üzerinde kalmışım gibi hissediyorum. Ya da karanlıktan güneşe doğru boynunu uzatmaya çalışan bir çiçek gibi. Ama bana göre; eline silah alıp birilerini vurmaktan daha kötü bir şey varsa o da bu ıstırap ve acı dolu dünyanın adaletsizliğine sesiz kalmak. . Annemi gelir gelmez aradım, telaşlanmasın diye, ama annemi bilirsin, sesimi duyar duymaz ağlamaya başladı. Babamsa konuşmak istemedi.. Sanırım benden nefret ediyor.. Senin onların yanında olduğunu b...